Page 505 - muze
P. 505

Farklı  madenlerden  darp  edilen  Osmanlı  sikkeleri  üzerindeki  asıl

                        kompozisyonu yazı oluşturmaktadır. Ele alınan sikkelerde yazı karakteri olarak sülüs
                        hatlı yazı kullanılmıştır. Diğer sikke süslemeleri ise yazı etrafında şekillenmektedir.

                        Yazımı ve zemin üzerine tatbiki kolaylığından ötürü sikkelerde sevilerek kullanılan
                        sülüs yazı, eğrisel hatlarından dolayı da sikkelere estetik bir görünüm kazandırmıştır.

                        Sülüs  yazı  karakterinin  kullanıldığı  sikkelerin  ön  yüzünde  sultanın  tuğrası  ya  da
                        sultanın  ve  babasının  isimleri,  sultana  ait  sıfat  ve  unvanlar,  arka  yüzünde  sultana

                        övgü  cümleleri,  dört  halife  isimleri,    dualar,  anmalar,  Kelime-i  Tevhid  gibi  dini

                        ibareler  ve  darp  yerleri  yazmaktadır.  Ayrıca  yazı,  sikkelerde  rakamlarla  birlikte
                        sultanın cülus senesi, sikkenin değerini ifade etmek için de kullanılmıştır. Sikkelerde

                        yer  alan  yazılar  genellikle  2,  3,  4  satır  halinde  oluşturulmuştur.  Tek  sıra  halinde
                        dairevi yazı kuşağı ile yazılmış örnekler de bulunmaktadır.


                             Tuğra yazının yanında en çok görülen kompozisyonlardan biridir. Hükümdarın
                        mühür  ve  imzası  anlamına  gelen  tuğralar,  mimariden  el  sanatlarına,  fermanlardan

                        sikkelere  kadar  pek  çok  yerde  bezeme  unsuru  olarak  kullanılmıştır.  Tuğralar
                        başlangıçta basit çizgilerden oluşmaktaydı. Ancak zamanla hat sanatının gelişmesiyle

                        tezyini  bir  önem  kazanmıştır.  Sikkeler  üzerinde  tuğra  ilk  defa  Emir  Süleyman’ın

                        akçeleriyle görülmeye başlamıştır. Altın sikkelerde uygulanması ise II. Mustafa’nın
                        eşrefilerine rastlamaktadır. Tuğra, Emir Süleyman dönemine kadar resmi evraklarda

                        kullanıldığından, ilk tuğralı sikke örneklerinde tuğranın sikke yüzeyine yansıtılması
                        zor olmuştur. Ancak darp tekniklerinin gelişmesiyle birlikte tuğra sikkelerde daha net

                        ve  zarif  bir  görünüm  kazanmıştır.  Katalogda  Emir  Süleyman,  I.  Ahmed,  II.

                        Süleyman,  III.  Ahmed,  I.  Mahmud,  III.  Mustafa,  I.  Abdülhamid,  III.  Selim,  II.
                        Mahmud, Abdülmecid, Abdülaziz, II. Abdülhamid, V. Mehmed Reşad dönemlerine

                        ait  sikkeler  üzerinde  tuğra  yer  almaktadır.  I.  Bayezid,  I.  Mehmed,  II.  Murad,  II.
                        Mehmed, II, Bayezid, I. Selim (Yavuz), I. Süleyman (Kanuni), II. Selim, III. Murad,

                        İbrahim ve II. Mustafa dönemlerine ait sikkelerde ise tuğra bulunmamaktadır.

                             Sikkelerin  dikkat  çeken  özellikleri  arasında  hiç  kuşkusuz  üzerinde  yer  alan

                        süslemeler  gelmektedir.  Sikkelerde  kullanılan  süslemeleri  Türk  Sanatının  öğeleri

                        besliyor  olsa  da  kompozisyonlarda  asıl  belirleyici  unsur  dini  inanışlar  olmuştur.
                        İslamiyet  öncesinde  sıkça  kullanılan  figürsel  öğeler  İslam  dininin  tasvire  bakış

                        açısıyla  geri  plana  atılmış,  bunun  yerine  geometrik  ve  doğadan  alınmış  bitkisel
                        formlar ön planda tutulmuştur. Amasya Müzesi’nde incelenen Osmanlı sikkelerinin


                                                               496
   500   501   502   503   504   505   506   507   508   509   510