Page 18 - 6-8
P. 18
Hüseyin Hüsâmeddîn YASAR
Amasya Tarihi 9-12. Cilt Hüseyin Hüsâmeddîn YASAR
Hüseyin Bey-Mehmed Paşazâde
Amasya eşrâfından olup Amasya’da câmi-i meşhûr sahibi Mehmed Paşa bin Hızır
Paşazâde Ali Bey’in mahdûmudur. Züamâdan iken pederinin vefâtında Mehmed Paşa ve Hızır
Paşa evkâfına mütevellî oldu.
Eşkıya-i Celâlîye muhârebâtında yararlığı ve 940 vak’asında hidemât-ı meşkûresi
görüldüğünden mîr-livâlık verildi. 947 sâlinden sonra vefât etdi. Kibâr-ı ümerâdan kerîm,
servet ve sâmânı mükemmel, hânedân bir zât idi. Ammizâdesi Ali Bey bin Mahmûd Bey bin
Mehmed Paşa yerine mütevellî oldu.
Hüseyin Şâh Çelebi-Hüsâmeddîn
Amasyalıdır. Kemal Paşazâde Halîl Bey’in mahdûmu ve Şeyhüislâm Kemal Paşazâde
Şemseddîn Ahmed Şâh Çelebi’nin ammizâdesidir. Şeyhü’l-hattâtîn Amasyalı Hamdullah
2
Efendi’nin gözdesi olup hutût-ı mütenevvi’ayı şeyh-i müşârün-ileyhden ahz ü temeşşuk etdi.
Üstadıyla beraber İstanbul’a gelip hizâne-i amîre kâtibi oldu. [24]
Tedrîcen terakkî ederek muhâsebeci olup 918’de Sultân Selîm Hân’ın cülûsu vak’asında
üstâdıyla beraber Alemdağı’nda ihtifâ etdi. Bir müddet sonra Sultân-ı müşârün-ileyhin mazhâr-
ı afvı olup üstâdıyla beraber mütekâiden Üsküdar’da ikâmet ve 949’da dâr-ı bekâya rihlet etdi.
Asîl, kerîm, necîb, üstâdına gâyet mutî bir hattât-ı bî-nazîr idi. Üstâdı civârında
medfûndur. Müstakîmzâde Süleyman Saadeddîn Efendi “Tuhfetü’l-Hattâtîn” adlı eser-i
matbûunda diyor ki:
“Hüseyin Şâh-Şehrîdir. Lakabı Hüsameddîndir. Üstad-ı Agâh Şeyh Hamdullah
merhûmun nasb-ı aynı ve cümle-i şakirdânının pür-zîb ü zeyni olup Mustafa Dede merhûm ile
maen perveriş-yâfte olmuşdur. Dede merhûmdan sinleri ziyâde ve mücidd-i sa’y ve istifâde
olmakla üstâdlarına inkıyâdları durûbdan idi. Ol vahid-i ke’l-elf ana elf-i kâmile karîbeden
muammer ve tâlibine penâh olmuşdu.”
Hazret-i müellif pek çok taşralı hattâtlara “şehrî” dediği gibi Hüseyin Şâh’a “şehrî”
demesi İstanbul’da [25] tavattun ve ikâmet etmesinden ve bin tarihine kadar muammer olmuşdu
demesi de çok yaşamasından kinâye olmalıdır.
Çünkü ele geçen defâtir-i divâniye ve maliyede sahib-i terceme 898’de Divân-ı Hümâyûn
küttâbından ve 911’de kâtîb-i hizâne-i âmîre ve 917’de muhâsebeci görüldü. Ketebe-i divândan
iken en aşağı yirmi yaşında farz edilse yetmiş bir yaşında vefâtı lâzım gelir. 949’da vefât etdiği
sicillât-ı şer’iyyede görüldü.
Hüseyin Paşa-Rûmîyeli
3
Amasyalıdır. Sipâhi ağalarından Ali Bey’in mahdûmudur. Sultân Selîm Hân’a
şehzâdeliğinde intisâb edib Dâire-i Hümâyûna alındı. Saray terbiyesi görüb 918’de Sultân
müşârun-ileyhin cülûsunda rikâb-ı Hümâyûn ağalarından oldu.
920’de Çaldıran harbinde yararlığı görülüb Mısır fethinde hizmetine binâen azâblar
kethüdâsı ve eşkıya-i Celâlîyenin zuhûrunda 931’de Sivas vilâyetini teftîşe me’mûr oldu.
933’de Zünnûn vak’asında görülen şecâatine binâen ağır zeâmetle Dâire-i Hümâyûna [26]
avdet etdi.
940’da Amasya’da zuhûr eden Şia vak’asını tahkîke me’mûr olup ibrâz-ı hizmet
etdiğinden def’aten mîrâhûr-ı evvel ve 944’de Haleb beylerbeyi olup istikbâl ve hizmet-i
2 Pederi Halil Bey, Amasyalı Kemal Paşa’nın mahdûmu olduğu İbrahim Bey’in 897 tarihli vakfiyesinden ve
Hüseyin Şah Çelebi de bunun mahdumu olduğu Koca Mustafa Paşa’nın vakfiye defterinden anlaşıldı.
3 Sultan Süleyman Kânunî devrinin tarihini yazan Haşim Efendi’nin tarihinde buna Rûmîyeli Hüseyin Paşa
denmişdir.
7
17