Page 494 - 1-4_2
P. 494

Amasya Tarihi 1-4. Cilt                                                             Hüseyin Hüsâmeddîn YASAR
                                                                             Hüseyin Hüsâmeddîn YASAR


                      Tor Alî Bey, yine ta'kîbâtına devâm edib Sultân Ahmed'in peşi sıra Amasya havâlîsine
               kadar geldi. Sultân Ahmed, Mustafa Paşa'nın Amasya'da olduğunu anlayınca Sivas'a doğru
               gitdi. Tor Ali Bey de dönüp Rûmeli'ne me'mûr oldu.
                      Sultân  Ahmed,  Tor  Alî  Bey'in  avdetini  duydukda  Niksâr  üzerinden  [269]  gelip
               Amasya'yı ansızın basdı. Kale ve şehrin muhâfızlarına göz açdırmadan Amasya'yı 918 rebî'ul-
               âhirinde zabt ederek i'lân-ı saltanat etdi.

                      Sultân Ahmed Hân
                      İkinci  Bâyezîd  Hân'ın  ikinci  şehzâdesidir.  918  senesi  rebî'ulâhirinin  evâsıtında
               Amasya'da i'lân-ı saltanat ve istiklâl ederek bey'at merâsimi yapdırdı. Gümüşlüzâde Muhyiddîn
               Mehmed Çelebi'ye du'â etdirdi. Nâmına hutbe okutdu.
                      Halk arasında "Yular Kısdı" demekle meşhûr olan Sinan Paşa'yı vezîr-i a'zam, kendisine
               bi'l-mecbûriyye arz-ı inkıyâd eden beylerbeyi Mustafa Paşa'yı afv ve taltîf ederek vezîr-i sânî
               yapdı.
                      Sultân Ahmed'in en fenâ hasleti, halkın kendilerinden nefret etdikleri Acemler'in tatlı
               dillerine aldanıp onlara lüzûmundan ziyâde kıymet ve ehemmiyet vermekdi. İ'lân-ı saltanat
               etdikde  Tebrîzli  Kutbeddîn  Îsâ  Efendi'yi  Amasya  kadısı,  Şîrâzlı  Mîr  Gıyâseddîn  Çelebi'yi
               nakîbü'l-eşrâf ta'yîn etdi. Nişâncılığı da Acem Hibetullâh Efendi'ye verdi.
                      Hâlbuki Kutb ve Gıyâs'ın pâyeleri halk nazarında pek aşağı idi. Eşkıyâyı Amasya'ya
               da'vet  edenlerin  bunlar  olduğu  zann  olunurdu.  Hibetullâh  Efendi  de  evkâf-ı  sultâniyye
               tevliyetinde medhûl olmuşdu. Hele tabîbi  Kutb-ı Şirvânî,  Sultân Ahmed'i  halkın gözünden
               düşüren adamdı. [270]
                      Sultân Ahmed, eşkıyânın yıkdığı sarâyı ve kaleyi derhâl i'mâr ederek bendegânından
               Mustafa Bey'i  kale dizdârı nasb  etdi. 588   Sancaklara, vilâyetlere kendi  tarafından mîrlivâlar,
               beylerbeyiler ta'yîn ederek Anadolu hükümdârı olduğunu anlatmak istedi.
                      Şâyân-ı  dikkatdir  ki  İstanbul'da  Sultân  Selîm'in  sadr-ı  a'zamı  olan  Arnavut  Koca
               Mustafa Paşa, Sultân Ahmed'e takdîm etdiği mektûblarında sadâkatdan bahs ediyor, kendisine
               her türlü hizmetlere hazır olduğunu arz ederek İstanbul üzerine harekete teşvîk ediyordu.
                      Sultân Ahmed, Koca Mustafa Paşa'nın ve sâ'ir ba'zı müntesiblerin sadâkat mektûblarını
               aldıkça İstanbul'da erkân-ı hükûmetin kendisiyle beraber olduğuna zâhib oldu.
                      Bu mektûblara i'timâden asker cem'ine başladı. Amasya vilâyeti a'yânını ve zenginlerini
               toplayıp eşkıyâdan kaçırabildikleri nakidlerini istikrâz sûretiyle aldı. Bu mebâliğ-i müstakraza
               ile tedârikât-ı seferiyyesini gördü.
                      Sultân  Ahmed,  kendisine  her  yazılan  mektûblara  inanmak  gafletinde  bulundu.  Bu
               mektûblar içinde Sultân Selîm'in ta'lîmâtıyla yazılan müzevver mektûblar da vardı. Bunlardan
               biri kendisini tahta iclâs için İstanbul'a da'veti müş'irdi.
                      Sultân Ahmed bu müzevver mektûb ve da'vete aldanıp ma'iyyet-i [271] askeriyyesiyle
               beraber  918  şevvâlinin  yirmisinde  Amasya'dan  hareket  etdi.  Büyük  bir  ümîd  ile  Yenişehir
               havâlîsine vusûlünde birâderi Sultân Selîm ile karşılaşdı.
                      Burada iki kardaş kanlı bir muhârebe etdi. Sultân Ahmed, mağlûb olarak firâr ederken
               atından düşüp esîr oldu. Sultân Selîm'in yanına getirildiği anda kendi yayının kirişiyle 918
               senesi  zilhiccesi  evâsıtında  boğuldu.  Cesedi  Bursa'da  Sultân Murâd-ı  Sânî  türbesine  defn
               edildi. 589
                      Sultân  Ahmed'in  üzerinde  sadr-ı  a'zam  Koca  Mustafa  Paşa'nın  sadâkat  mektûbu  ve
               ta'lîmât-ı  mahsûsası  zuhûr  etdiğinden  derhâl  Koca  Mustafa  Paşa  i'dâm  ve  Amasya



               588   Bu Mustafâ Bey'in nâmı ve kaleyi 918 senesinde ta'mîr etdirdiği kale kapısının iç yüzü kenârında mahkûkdur.
               589   Türkiye Târîhi'nde harb ve ihnâkının 919 senesinde olduğu yazılıdır. Hâlbuki Bursa sicillâtını tedkîke me'mûr
                  olduğum  esnâda  Sultân  Ahmed'in  na'şı  918  senesi  zilhiccesinin  on  dokuzuncu  günü  Bursa'ya  geldiğini
                  mukayyed gördüm.
                                                           791
                                                           493
   489   490   491   492   493   494   495   496   497   498   499